Bir Deliyle Evlendim - Hekimoglu ismail
- Günaydın öğretmenim…
- Günaydın…
Şeref’te bir tuhaflık var, devam ettim:
- Doktora tezi falan nasıl gidiyor? Ben hâlâ senin öğretmeninim…
Elini cebine atınca irkildim, bir zarf çıkardı:
- Öğretmenim bu zarfı size verebilir miyim? dedi.
Tuhaflık sırası bana gelmişti. Zarfı, daha doğrusu mektubu aldım, zarfın ağzı açıktı, baktım:
- Okuyabilir miyim?
“Ben gittikten sonra okuyup beni çağırsanız?” deyince, alışık olmadığım bir halle karşılaştığımı anladım, merakım büsbütün arttı:
- Oturabilirsiniz…
Yer gösterdim, oturdu. Mahcup bir tavrı vardı, mektubu okudum:
“Sevgili öğretmenim, sarhoş eşinizden ayrıldığınızı söylemiştiniz, istihareye yattım, sizinle evlenmemin hayırlı olacağını anladım, teklifimi kabul ederseniz sevinirim. Saygılarımla, Şeref.”
Katıla katıla güldüm. Öğrencilik yıllarımda böyle tekliflerle karşılaşmıştım, onlara kulak asmadım. Fakülteyi bitirip ekonomik bağımsızlığıma kavuşmak istiyordum. Öğretmenken de üstüme dikilen her göze aldırmadım, birine saplandım. Çok iyi bir çocuktu; fakat içince başkalaşır, bazen aşkını ilan eder, bazen de tekme, tokat ne varsa sallardı. Kısacası yağmura benzerdi bazen sel olur her şeyi yıkıp alıp götürürdü, bazen de rahmetti. Bir insanın keyfine tabi olamayacağımı anlayınca onu sepetledim; şimdi bir baş belası daha çıktı. “Derse gireceğim, seninle bir gün bir çay içip bu mektubun hesabını sorarım” deyip onu da defettim.